- Katılım
- 7 Mar 2026
- Mesajlar
- 6
- Tepki
- 0
- Puan
- 1
- Şehir
- İstanbul
Sizlerin de malumu olan Liverpool karşılaşmasını değerlendirmek istiyorum. Ama herkesin bildiğini değil arka planını anlatacağım. Tabi bu değerlendirme benim görüşüm herkes ne düşünür bilemem, ama hak verileceği düşüncesindeyim zira bu kadar tesadüf olamaz.
1- Seyirci Yasağı !
Herşey deplasmandaki Juventus karşılaşması sonrasında başladı. Bir grup taraftarımızın sözde taşkınlık yapmasından dolayı deplasmanda oynanacak seyirci yasağı verildi. Tribünde olan taraftarlar seyirci yasağı getirecek şekilde bir taşkınlık yapmadı yani olsa bile böyle bir cezanın yeri yoktu, dışarıda ise İtalyan polislerin orantısız güç kullanımından dolayı aksine zarar gören bizdik.
2- Yönetimin Ağırlığını Koyamaması!
Seyircisiz oynamaya ilişkinin kararın itiraz süreci maalesef baştan sonra tabir-i caizse "cılız " kaldı. Yani kolay bir itiraz dilekçesi hazırlandı ve teslim edildi. Akabinde de kabul edilmedi. Ama güçlü kişilikler devreye sokulsaydı belki de bu karar kaldırılma ihtimali olabilirdi.
3- Hakem Ataması!
a) Liverpool karşılaşmasına tecrübeli Polonyalı Szymon Marciniak atanmıştı. Fakat maçın başlamasından dakikalar öncesinde sakatlık sebebiyle maçın 4.hakemi olan Paweł Raczkowski orta hakem olarak görev aldı. Bütün otoritelerce bu " Son Dakika " " Flaş" gibi manşetlerde geçilmişti. Yani herkes aniden yapılan bu duruma buı kadar da tesadüf olamaz gibisinden şaşırmıştı ... İşte herşey bundan sonra başlıyor. Normalde UEFA hakemlerin bütün sağlık testlerini maçı hakemi olarak atandığı zaman zarfından hemen öncesinde sağlık taramalarından geçirmesi gerekiyor. Bu taramalardan sonra ise hakemler teste tabi tutulur ve karşılaşma hakemi olarak atanırlar. Nitekm böyle olmasa bile hakemler sağlıklarına ilişkin bütün test ve ilgili dökümanları atanmadan önce güncel olarak UEFA'ya bildirir. Ve atama gerçekleşir....
b) Başka bir varsayım ise, Szymon Marciniak daha önce bir ameliyat olmasından dolayı maç gününde ilgili rahatsızlığının nüksetmesi sebebiyle görev yapamayacağını bildirmiş deniliyor. Böyle birşey varsa bile bunun testleri günler öncesinde yine belli olurdu. Yani bunların hepsi öngörülebilir ve önlem alınabilirdi.
c) Orta hakem olarak görev yapan Paweł Raczkowski kariyeri boyunca böylesine bir ciddi maçlarda görev almamış. Yani böyle karşılaşmalarda görev almayan birisi tribünlerden ve ayırım yapmaksızın futbolculardan etkilenmeye bariz bir şekilde açıktır. Nitekim karşılaşmadaki ciddi pozisyonlarda kendisini gösterdi. Kısacası UEFA karşılaşmaların 4.hakemini şampiyonlar ligi yönetmiş tecrübeli hakemleri atayabilir. Burada da bir eksiklik oldu.
d) Maç boyunca 4.hakem olarak görev yapan Szymon Marciniak ise karşılaşmanın gidişatından da memnun olmadığı yüz mimiklerinden de belli olmasıydı.
Resim :
Paweł Raczkowski'nin verdiği birçok pozisyondaki kararlarından sonra benzer ifadelerle anlatmaya çalışmıştı.
4- Oyun Yönetimi!
Karşılaşmanın hakemi Paweł Raczkowski başından sonuna kadar ortaya koyduğu performans tam bir felaketti. Çünkü Osimhen'in kolu ciddi bir şekilde hasar aldı ve bandaj yapıldı nitekim ikinci yarıya devam edemedi. Hakem o pozisyonda faul bile çalmadı. Hatta Liverpool'a verilen penaltı pozsiyonunda bile bir süre kararsız kaldı sonrasınra penaltı kararını verdi burada bile bir çelişkili durum var. Liverpool oyuncularının önceki karşılaşmarında olduğu gibi bu karşılaşmada da faul yapma yüzdesi yüksek olmasına karşı bazılarını es geçti kart gösterilmesi gereken pozisyonlarda kartına başvurmadı. Ve bunun gibi nice pozsiyonlardaki hatalar...
5- Sonsöz!
Elbette futbolda yenmekte var yenilmekte, böylesine şüpheci bir atamalar ve oyun yönetimi olmasaydı da yenilgi kaçınılmaz olurdu. Çünkü Okan Buruk'un çıkardığı geriye yaslanan kadro çıkarması bunu en bariz örneğiydi. Ama bütün avantajları, futbolun bütün nimetlerini böylesine göstere göstere karşı takıma altın tepside sunulmasına karşıyız. Futbolda karşı,taraftarlarda karşı herkes karşı. Karşılaşma çok bariz bir şekilde göstere göstere İngiliz takımına verildi. Bu maç tam tersi bize böyle bir şekilde verilmiş olunsaydı inanın kimsenin vicdanı rahat etmezdi. Bu yüzden de Liverpool oynayan bir takım ama futbolun tüm sertliği, böylesine altın tepside sunulmuş bir karşılaşmada bence yendik diye fazla övünmesinler! En basit örneği; köşe vuruşunda iki Liverpool oyuncusu kalecimiz Uğurcan Çakır'ı markaja alıp orada pozisyon almasını önlemeye çalışıyorlar. Maç boyunca 5 köşe vuruşunda sadece 1 tanesinde hakemin gözünden kaçsa böylesine önemli maçlarda skora doğrudan etki ediyor.
Sonuç olarak, İngiliz Lobisinin istediği oldu eğer lobimiz güçlü olsaydı böyle bir karşılaşma olmazdı. Ayrıca herhangi bir Bağımsız Futbol Komitesinin bu karşılaşmayı özellikle incelemesini tavsiye ederim. Bütüncül olarak baktığımızda yakın zaman içerisinde örneği olmayan bir karşılaşma olmasından dolayı bir ilk özelliğini taşımaktadır.
1- Seyirci Yasağı !
Herşey deplasmandaki Juventus karşılaşması sonrasında başladı. Bir grup taraftarımızın sözde taşkınlık yapmasından dolayı deplasmanda oynanacak seyirci yasağı verildi. Tribünde olan taraftarlar seyirci yasağı getirecek şekilde bir taşkınlık yapmadı yani olsa bile böyle bir cezanın yeri yoktu, dışarıda ise İtalyan polislerin orantısız güç kullanımından dolayı aksine zarar gören bizdik.
2- Yönetimin Ağırlığını Koyamaması!
Seyircisiz oynamaya ilişkinin kararın itiraz süreci maalesef baştan sonra tabir-i caizse "cılız " kaldı. Yani kolay bir itiraz dilekçesi hazırlandı ve teslim edildi. Akabinde de kabul edilmedi. Ama güçlü kişilikler devreye sokulsaydı belki de bu karar kaldırılma ihtimali olabilirdi.
3- Hakem Ataması!
a) Liverpool karşılaşmasına tecrübeli Polonyalı Szymon Marciniak atanmıştı. Fakat maçın başlamasından dakikalar öncesinde sakatlık sebebiyle maçın 4.hakemi olan Paweł Raczkowski orta hakem olarak görev aldı. Bütün otoritelerce bu " Son Dakika " " Flaş" gibi manşetlerde geçilmişti. Yani herkes aniden yapılan bu duruma buı kadar da tesadüf olamaz gibisinden şaşırmıştı ... İşte herşey bundan sonra başlıyor. Normalde UEFA hakemlerin bütün sağlık testlerini maçı hakemi olarak atandığı zaman zarfından hemen öncesinde sağlık taramalarından geçirmesi gerekiyor. Bu taramalardan sonra ise hakemler teste tabi tutulur ve karşılaşma hakemi olarak atanırlar. Nitekm böyle olmasa bile hakemler sağlıklarına ilişkin bütün test ve ilgili dökümanları atanmadan önce güncel olarak UEFA'ya bildirir. Ve atama gerçekleşir....
b) Başka bir varsayım ise, Szymon Marciniak daha önce bir ameliyat olmasından dolayı maç gününde ilgili rahatsızlığının nüksetmesi sebebiyle görev yapamayacağını bildirmiş deniliyor. Böyle birşey varsa bile bunun testleri günler öncesinde yine belli olurdu. Yani bunların hepsi öngörülebilir ve önlem alınabilirdi.
c) Orta hakem olarak görev yapan Paweł Raczkowski kariyeri boyunca böylesine bir ciddi maçlarda görev almamış. Yani böyle karşılaşmalarda görev almayan birisi tribünlerden ve ayırım yapmaksızın futbolculardan etkilenmeye bariz bir şekilde açıktır. Nitekim karşılaşmadaki ciddi pozisyonlarda kendisini gösterdi. Kısacası UEFA karşılaşmaların 4.hakemini şampiyonlar ligi yönetmiş tecrübeli hakemleri atayabilir. Burada da bir eksiklik oldu.
d) Maç boyunca 4.hakem olarak görev yapan Szymon Marciniak ise karşılaşmanın gidişatından da memnun olmadığı yüz mimiklerinden de belli olmasıydı.
Resim :
Paweł Raczkowski'nin verdiği birçok pozisyondaki kararlarından sonra benzer ifadelerle anlatmaya çalışmıştı.
4- Oyun Yönetimi!
Karşılaşmanın hakemi Paweł Raczkowski başından sonuna kadar ortaya koyduğu performans tam bir felaketti. Çünkü Osimhen'in kolu ciddi bir şekilde hasar aldı ve bandaj yapıldı nitekim ikinci yarıya devam edemedi. Hakem o pozisyonda faul bile çalmadı. Hatta Liverpool'a verilen penaltı pozsiyonunda bile bir süre kararsız kaldı sonrasınra penaltı kararını verdi burada bile bir çelişkili durum var. Liverpool oyuncularının önceki karşılaşmarında olduğu gibi bu karşılaşmada da faul yapma yüzdesi yüksek olmasına karşı bazılarını es geçti kart gösterilmesi gereken pozisyonlarda kartına başvurmadı. Ve bunun gibi nice pozsiyonlardaki hatalar...
5- Sonsöz!
Elbette futbolda yenmekte var yenilmekte, böylesine şüpheci bir atamalar ve oyun yönetimi olmasaydı da yenilgi kaçınılmaz olurdu. Çünkü Okan Buruk'un çıkardığı geriye yaslanan kadro çıkarması bunu en bariz örneğiydi. Ama bütün avantajları, futbolun bütün nimetlerini böylesine göstere göstere karşı takıma altın tepside sunulmasına karşıyız. Futbolda karşı,taraftarlarda karşı herkes karşı. Karşılaşma çok bariz bir şekilde göstere göstere İngiliz takımına verildi. Bu maç tam tersi bize böyle bir şekilde verilmiş olunsaydı inanın kimsenin vicdanı rahat etmezdi. Bu yüzden de Liverpool oynayan bir takım ama futbolun tüm sertliği, böylesine altın tepside sunulmuş bir karşılaşmada bence yendik diye fazla övünmesinler! En basit örneği; köşe vuruşunda iki Liverpool oyuncusu kalecimiz Uğurcan Çakır'ı markaja alıp orada pozisyon almasını önlemeye çalışıyorlar. Maç boyunca 5 köşe vuruşunda sadece 1 tanesinde hakemin gözünden kaçsa böylesine önemli maçlarda skora doğrudan etki ediyor.
Sonuç olarak, İngiliz Lobisinin istediği oldu eğer lobimiz güçlü olsaydı böyle bir karşılaşma olmazdı. Ayrıca herhangi bir Bağımsız Futbol Komitesinin bu karşılaşmayı özellikle incelemesini tavsiye ederim. Bütüncül olarak baktığımızda yakın zaman içerisinde örneği olmayan bir karşılaşma olmasından dolayı bir ilk özelliğini taşımaktadır.